DİCLENİN SUSLEDİĞİ MAĞARALAR KENTİ “HASANKEYF”

 
 Şanlıurfa halkı için gezip gördüğüm Hasankeyf’e vardığım zaman, karşımdaki kayalara oyulmuş mağaralar, dağın en tepesine kurulmuş saray, tarih kokan uzun iki minare ve şehri ikiye bölmüş kıvrımlı yapısıyla sessizce akan Dicle Nehri’nin büyüsüne kapılmamak elde değil. Özellikle de şehrin hepsine hakim en yüksek tepesine kurulmuş olan kaleyi gördüğümde, aklıma ilk gelen, öyle bir zamanda böyle bir eserin nasıl bu kadar güzel yapıldığı, günümüze kadar nasıl geldiği, o tepenin üzerine nasıl kurulduğu oldu. İnsan gücü adeta doğa ile boy gösterişi yapmış gibi burada. O günlerin şartlarıyla böyle güzel yapıtlar bırakmak pek kolay
olmasa gerek.

Hasankeyf kent adının kökeni Süryanice Kefa veya Kepa’dır. Arapların buraya yerleştiği dönemlerde “Hısım Keyfa” yani güzel kaya anlamında isimlendirilmiştir. Tarihi kaynaklara gecen ilk ismi ise Cepa olup Osmanlı döneminde Hasankeyf’e dönüşmüştür.

Tarih boyunca savaşlara, yeniliklere ve çoğu devlete ev sahipliği yapan Hasankeyf, hem tarihi açısından hem de Dicle nehrinden yapılan ticaret bakımından her zaman coğrafi olarak önemli bir konumda yer almıştır. Kimler gelip geçmedi ki bu topraklardan. Akkoyunlular, Eyyübiler, Bizanslar, Persler, Rumlar ve Osmanlı devleti. Günümüzde burada yaşayan halkın büyük çoğunluğu Arap ve Kürt’ kökenli ailelerden oluşmaktadır. Geçim kaynakları genellikle tarım ve ticarettir.

Kalkerli bir yapı, girintili çıkıntılı kayalar, heybetli kanyonlar hem doğa hem insan hiç usanmamış yüzyıllar boyunca şekil vermiş durmuş Hasankeyf’e. Kimler tarafından ne zaman kurulduğu tam olarak bilinmeyen bu tarihi mağaralar kentinin güzelliklerine doymak elde değil.

Buraya gidip gezmek istediğiniz zaman sizlere rehberlik etmek isteyecek olan onlarca insan ile karşılaşacaksınız. Belli bir ücret karşılığında sizlere her yeri gezdirebileceklerini teklif ederler. Zaten Hasankeyf’te tek başınıza gezmek istemeyeceksiniz. Bir an önce bu harika eserleri daha yakından görmek için biraz daha acele etmeye başladım.

ZEYNEL BEY TÜRBESİ

Tadilatta olduğu için yakından görme imkânımın olmadığı bu türbe, 1462-1482 yılları arasında Akkoyunlu hükümdarı, Uzun Hasanın Otluk Beli savaşında yaralanıp burada ölen oğlu Zeynel Bey için yaptırmıştır. İki katlı Kümpet şeklinde yapılan bu türbe, dıştan silindirik içten ise sekizgen bir plan şemasına örnektir. Sular altında kalacağı bilgisiyle bu günkü yerinden taşınacaktır. Hasankeyf’in sular altında kalacağını öğrendiğim zaman üzüntümü saklamak mümkün olmadı. Tarih kokan bu kaya kenti sular altında kalacak ve koca bir sanat tarihi yok olacaktı resmen.

EL RIZK CAMİİ

Günümüzde sadece minaresinin hasarsız kaldığı, geri kalanının ise büyük bir tahribata uğradığı bu camii, Eyyubi hükümdarı Sultan Süleyman tarafından 1409 yılında yapılmıştır. Caminin genelinde kullanılan geometrik taşlar ve zengin süslemelerle taşlar taşlıktan çıkmış, mükemmel bir sanatın göstergesi olmuştur.

Hasankeyf, el dokumacılığı sanatının da geliştiği yurtlardan birisidir. Burada üretilen ürünler çeşitli yerlere ihraç edildiğinden çok sayıda dükkana rastlar insan. Dükkânların önünde kurulmuş küçük tezgâhlar üzerine el emeği ile yapılan eşyalar satılırken, Hasankeyf’e ait hediyelik eşyalar da gözden kaçmıyor. Kaleye giden antik yolda ilerlerken, kalenin alt kısımlarındaki birçok mağara; Dükkân, lokanta ve kafe olarak kullanılmaktadır.

KÜÇÜK SARAY

Burayı gördüğümde aklıma ilk gelen, savaşlarda stratejik noktalar dediğimiz, şehrin her yerini gören ve şehre hakim yerler olarak adlandırdığımız o önemli noktalardan biri gelir aklımıza. Küçük kale bir kartal gibi şehrin en yüksek tepesine 1328 yılında Eyyubi Sultanı Mucurettin Muhammed tarafından yaptırılmıştır. Büyük sarayın ise kimler tarafından ve ne zaman yapıldığına dair hiçbir kitabe bulunmamaktadır. Eski dönemlerde halk büyük sarayda yaşardı. Yaklaşık iki bin tane ev bulunmaktadır burada. Halkın şimdiki yerleşim yerine geçmesiyle büyük saray terkedilmiştir.

Hasankeyf’te bütün yaşam tarzları iç içe bulunmaktadır. Attığınız her adımda başka bir hayatın izlerine rastlanır. Ne yazık ki her eski şehir gibi Hasankeyf’te tahrip olmaktan koruyamamış kendisini. Tarih boyunca savaşlara şahitlik yapan bu kentin aslında yorgun yüzünü görmemek imkânsız.

ARTUKLU HAMAMI

Artukluların çoğu eser geride bıraktığı Hasankeyf’te, rastlayacağınız bir diğer eser ise Artuklu Hamamı’dır. Yapılan kazı çalışmaları sonucu ortaya tekrar çıkarılan hamam, günümüzde büyük bir tahribata uğramış, sadece soğukluk kısmı ayakta kalmayı başarmıştır. Hamamın diğer kısımları ise büyük oranda yıkılmıştır.

İMAM ABDULLAH TÜRBESİ

Hazreti Muhammed’in soyundan geldiğine inanılan ve yöre halkı tarafından büyük saygı gösterilen İmam Abdullah Türbesi, küçük bir tepelik üzerinde yerini alıyor.

HASANKEYF KÖPRÜSÜ(ARTUKLU KÖPRÜSÜ)

Batman Hasankeyf yolu üzerinde Dicle Nehri’nin üzerine inşa edilen bu köprü, insan gücünü bir kez daha gösteriyor bize. Ortaçağın en büyük kemer açıklığına sahip olan bu köprünün kemer açıklığı 40.32 metredir. Kessin yapılış tarihi bilinmemekle birlikte Roma dönemlerine ait olduğu düşünülmektedir. Günümüze iki kemer ve köprü ayakları ile ulaşmayı başarmıştır. Ulaşım bu gün ise yeni yapılan Batman Hasankeyf yol güzergâhında Dicle Nehri’nin üzerine kurulmuş yeni köprüden sağlanmaktadır.

Savaşlardan çıkmış yaralı bir asker gibi fakat dimdik ayakta duran Hasankeyf’i hiçbir insanlık yıkmayı başaramamıştır. Doğa ile insan buraya her gün farklı şekiller vermeye çalışırken, yeni köprüden geçerken bir an için durup Hasankeyf’i kuş bakışı izlediğimde, insanı kendisinden alıp götüren, eşsiz görünümüyle herkesi kendisine hayran bırakan bu kadar güzel ve değerli tarihi yapıların bir gün sular altında kalacağını öğrenmek ise canımı elbette çok sıktı.

Haber; Fatih Gültekin

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner1