Bu haber kez okundu.

ERDOĞAN TOPRAK'TAN HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU

TÜRKİYE VE DÜNYA GÜNDEMİ 04 ARALIK 2022 SICAK GÜNDEM 1. Kırmızı bültenle aranan terör ve cinayet zanlısının iade talebinde, Bulgar mahkemesinin ‘Türkiye’de adil yargılanamaz’ gerekçesiyle verdiği ret kararı, Türk yargısı adına üzücüdür! 2. İktidar, Suudi Arabistan’dan gelecek 5 milyar dolarla avunurken aynı Suudi Arabistan 40 milyar dolarlık bir bütçeyle 2030 Dünya Kupası'nı Yunanistan ve Mısır ile ortaklaşa organize etmek üzere FIFA’ya başvurdu! İÇ POLİTİKA 3. Doktorlar ve mühendislerden sonra bilgisayar mühendisleri ve yazılımcıların yurt dışına göçü hızlandı! 4. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ilk toplantısı 7 Aralık’ta yapılacak. Yeni asgari ücret tespitinde, dört kişilik bir işçi ailesinin insanca yaşamı ve büyümeden refah payı dikkate alınmalıdır. EKONOMİ 5. 2022 yılı 3. Çeyrek büyüme rakamları açıklandı, Türkiye ekonomisi 10 yıl geriye gitti. İhracat, inşaat, tarım ve sanayi daralma sürecine girdi. Yatırımlar eksiye indi. Tek kazanan sermaye ve faiz lobisi! 6. Ekim ayında geçen yılın aynı dönemine göre bankaların toplam kârları 336 milyar TL’ye yükseldi. Beşe katlanan banka kârlarına en büyük katkı, faiz gelirlerinden geldi! 7. Kasım’da 8,8 milyar dolar olan aylık dış ticaret açığıyla birlikte 11 aylık açık toplamı 99,8 milyar dolara yükseldi. Ülkenin güvenli döviz geliri kaynağı ihracat, yanlış kur ve faiz politikalarına kurban ediliyor! TARIM 8. Üreticinin sorunlarını çözmek yerine market raflarında etiket mücadelesiyle göz boyama arayışına giren iktidar, enflasyon timlerini devreye sokarak ‘fahiş fiyat mücadelesi’ gösterisi başlattı! DIŞ POLİTİKA 9. ABD ve Rusya’nın kara harekâtına karşı olduklarını daha güçlü şekilde ifade etmeye yönelmesi, Kuzey Suriye’ye operasyonun bir süre daha bekleyeceğini ve pazarlıkların süreceğini gösteriyor. 10. Türkiye’de doğalgaz tedarik üssü kurma önerisini gündeme getiren Rusya, Kazakistan ve Özbekistan ile ‘gaz birliği’ kurmaya yöneldi. Bu plan ile küresel enerji pazarında yeni bir güç merkezi olmayı hedefliyor. ERDOĞAN TOPRAK, CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU | 04 ARALIK 2022 2 1. Kırmızı bültenle aranan terör ve cinayet zanlısının Türkiye’ye iadesi davasında Bulgaristan mahkemesinin verdiği ret kararının gerekçesinde ‘Türkiye’de insan haklarına uygun ve adil yargılama olmadığının’ vurgulanması, Türk yargısı açısından üzücüdür. Bu karar, Türkiye’nin hukuk devleti ve bağımsız yargı konusundaki inandırıcılığının kalmadığını teyit ediyor! Akademisyen Necip Hablemitoğlu’na yönelik suikastın faili ve organizatörü, terör örgütü mensubu olduğu iddiasıyla kırmızı bültenle aranan komşumuz Bulgaristan’da yakalanan zanlının Türkiye’ye iadesi talebi Bulgaristan-Hasköy yerel mahkemesi tarafından reddedildi. Bulgaristan yargısının kararına suskun kalan Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), iktidar sözcüleri ve iktidar medyası, Türk yargısı adına onur kırıcı, üzücü ve incitici olan ret gerekçesini görmezlikten gelmeyi, üstünü örtmeyi tercih etti. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının hazırladığı dosya ile Interpol’ün kırmızı bülteniyle aranan, hakkında uluslararası yakalama kararı bulunan zanlının iade talebini ele alan BulgaristanHasköy Mahkemesi hakimi, zanlının Türkiye’de ‘insan haklarına uygun ve adil biçimde yargılanmayabileceğini, bu yönde ciddi emareler olduğunu’ belirterek ret kararı verdi. Bu karar, içeride artık rutin hale gelen adaletsizliklerin, yargıya güvensizliğin, adil yargılamanın olmadığı, yargının siyasallaştığı, iktidarın yargıya müdahalelerinin sıradanlaştığı, yaygın hak ihlalleri yaşandığı yönündeki Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının sadece içeride değil, yurt dışında ve tüm dünyada bilindiğini gösterdi. Kısa süre öncesine kadar demokrasi ve insan haklarının olmadığı doğu blokunun üyesi ve dışa kapalı katı tek parti rejimi yönetimi altında bulunan Bulgaristan hızla demokratikleşerek AB üyesi oldu. Bulgaristan, demokratikleşme yönünde değişikliklerle sistemini, yargısını ileriye taşırken, Cumhuriyetin ikinci yüzyılına hazırlanan Türkiye’de ise iktidarın icraatlarıyla temel hak ve özgürlükler, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı hasara uğratıldı. Anayasa ve yasaların çiğnenmesi, yok sayılması sıradanlaştırıldı. Türkiye, AYM ve AİHM kararlarını uygulamayan yargı mensuplarının terfi ettirilerek ödüllendirildiği, hukuk devleti ve bağımsız yargının yok edildiği bir ülkeye dönüştürüldü. Yargı kararlarının uygulanmaması, siyasi yargılamalarla gazetecilerin, akademisyenlerin cezaevlerine konulmasının yaygınlaşmasıyla Türkiye, Avrupa Konseyi’nden atılma ve yaptırım ihtimaliyle karşı karşıya! AB üyesi Bulgaristan’daki Hasköy Mahkemesi yargıcı muhtemelen bütün bunlardan haberdar olduğu için siyasi suikast, terör örgütü üyeliği ve cinayet organizasyonu ile suçlanan, kırmızı bültenle yakalama kararı çıkartılan zanlının Türkiye’de ‘adil şekilde yargılanamayacağı’ kanaatine vararak, iade talebini reddetti. Türkiye ve Türk yargısı adına onur kırıcı olduğu kadar incitici bu karar, iktidarın yargıyı baskı altına alması yanında, siyasi talimatlar doğrultusunda verilen yargı kararlarının, içeride ve dışarıda yargının bağımsızlığını, tarafsızlığını, saygınlığını ve güvenilirliğini yok etmesinin en acı sonucudur! ERDOĞAN TOPRAK, CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU | 04 ARALIK 2022 3 2. İktidar, normalleşme girişimleriyle döviz bulmaya çalışıyor. Suudi Arabistan’dan gelecek 5 milyar dolara sevinip, avunuyor. Aynı Suudi Arabistan 40 milyar dolarlık bir bütçeyle 2030 Dünya Kupası'nı Yunanistan ve Mısır ile ortaklaşa organize etmek üzere FIFA’ya başvuruyor! Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’da katledilmesine ilişkin yargılamayı rafa kaldırıp, Türk yargısındaki dosyayı Cumhurbaşkanı (CB) Erdoğan ve Adalet Bakanının talimatıyla Suudi Arabistan’a teslim eden iktidarın bu kararının ardından karşılıklı ziyaretlerle ‘normalleşme’ adımları atıldı. Bu normalleşmenin ödülünün Suudi Arabistan’dan gelecek 5 milyar dolarlık mevduat desteği olduğu kısa süre önce açığa çıktı. CB Erdoğan daha önce BAE ve Katar’a yaptığı ziyaretler ve kırmızı halılarla karşılayıp, uçağının merdivenine kadar uğurladığı Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın (MbS) Türkiye ziyareti sonrasında ‘Dostlarımız bize borç veriyor’ açıklaması yapmıştı. Ankara’dan Mısır ve Yunanistan’a giden MbS, Kahire’de 12 milyarlık finansman desteği, Atina’da ise 8 milyar dolarlık ekonomi, ticaret, bilişim teknolojisi ve ortak yatırım anlaşmalarına imza attı. Türkiye’nin payına düşen, Merkez Bankası nezdinde açılarak, hesapta tutulacak 5 milyar dolarlık mevduat oldu. Ancak iktidarı adeta para için kapıda bekleterek, Kaşıkçı dosyası ve muhtemelen başka tavizler kopartarak 5 milyar dolarla avutan Suudi Arabistan, Katar’da devam eden Dünya Futbol Şampiyonası’nda FIFA’ya yaptığı başvuruda 2030 Dünya Kupası’nı Mısır ve Yunanistan ile ortak organize etmeyi, bunun için de ilk etapta 40 milyar dolarlık bir kaynağı harekete geçirmeyi teklif etti. Teklifle, Yunanistan ve Mısır’da çok sayıda yeni stadyum, spor tesisi, altyapı ve konaklama tesislerinin yapımı ve tamamının finansmanının Suudi Arabistan tarafından karşılanacağı garanti ediliyor. Bir anlamda Kaşıkçı dosyasını 5 milyar dolar borç karşılığında iktidardan satın alarak kapatan Suudi Arabistan bunun 8 katı tutarında bir kaynağı karşılıksız şekilde tahsis ederek Mısır ve Yunanistan ile Dünya Futbol Şampiyonasına talip oluyor. Suudi Arabistan Turizm Bakanı Prens Ahmed El Katip ülke turizmini geliştirmek, ülkenin saygınlığını ve tanınırlığını artırmak için küresel spor organizasyonlarına önem verdiklerini, bu çerçevede 2029’da ilk kez düzenlenecek Asya Kış Oyunları’nın Suudi Arabistan’da yapılacağını açıkladı. Çöl ülkesinde kar, kayak ve buz pateni pistleri, artistik patinaj salonları için muhtemelen Suudi bütçesinden ve fonlarından on milyarlarca dolar kaynak harcanacak. Ayrıca Suudi Veliaht Prensi MbS’nin ‘Vizyon 2030’ projesiyle ülkeye 100 milyon turist çekilmesi planlanıyor. Kızıldeniz’de 22 ada üzerinde, Mısır ve Ürdün sınırlarındaki sahillerde Belçika büyüklüğünde yeni bir şehir kuruluyor. Beş yıldızlı oteller, dalış ve kayak merkezleri, tatil köyleri projede yer alıyor. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis kısa süre önce Riyad’ı ziyaret ederek 100 milyar dolarlık Vizyon 2030’da Yunan turizmcilerin, şirketlerin proje ortağı olması, yatırımlarda ve tesislerin yapımında yer alması için çok sayıda anlaşmaya imza atıyor. İktidar, normalleşme karşılığında 5 milyar dolar borç bulmakla övünüyor! ERDOĞAN TOPRAK, CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU | 04 ARALIK 2022 4 3. Doktorlar ve mühendislerden sonra bilgisayar mühendisleri ve yazılımcıların yurt dışına göçü hızlandı. Yılbaşından bu yana 700 bilgisayar mühendisi ve yazılımcının yurt dışına göç ettiği, bu sayının birkaç yılda 7-8 bine ulaşacağı öngörülüyor. Yeni ekonomi modeli gibi iktidarın 2018’de ilan ettiği ‘1 milyon yazılımcı’ kampanyası da boş çıktı! Ekonomik sıkıntıların ve yaşam koşullarının olağanüstü zorlaşması yanında iktidarın baskıcı ve yasakçı politikaları, özellikle gençleri hedef alan özgürlükleri ve yaşam alanlarını kısıtlayan uygulamalarıyla doktorlar ve mühendislerden sonra yurt dışına göç dalgası bilgisayar mühendisleri, bilişimciler ve yazılımcılara da sıçradı. Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) açıkladığı resmi rakamlara göre kasım ayında 264 doktor daha yurt dışına gitmek için iyi hal belgesi aldı ve ocaktan bu yana 11 ayda dışarıya giden doktor sayısı 2021’in tamamında 1405 olan sayının iki katına yaklaşarak 2417’ye yükseldi. Doktorların yanı sıra Bilgisayar Mühendisleri Odası (BMO) ve Yazılım Sanayicileri Derneği’nin (YASAD) açıkladığı son verilere göre, yılbaşından bu yana yurt dışına giden bilgisayar mühendisi ve yazılımcı sayısı 700’e ulaştı. Her geçen gün bu sayının arttığı, birkaç yılda yurt dışına giden bilgisayar mühendisi ve mühendis olmayan yazılımcı sayısının toplamının 7-8 bine ulaşacağı belirtiliyor. BMO’nun raporuna göre Türkiye’deki üniversitelerde 200’ün üzerinde bilgisayar mühendisliği veya bilişim-yazılım meslek yüksek okulu bölümü olmasına karşılık bu bölümlerin sadece yüzde 16’sında 3 veya üzerinde profesör öğretim üyesi var. İktidarın yüksek öğretim politikaları, üniversiteleri partizanlaştırma ve liseleştirme politikalarıyla eğitim-öğretim kalitesi dibe vururken, yetişmiş insan gücü de hızla akademiden ve ülkeden uzaklaşıyor. Her seçim döneminde konut, istihdam, kredi kampanyaları başlatan iktidar, 2015 seçiminden önce 500 bin yazılımcı kampanyası ilan ederken, 2018’de de 1 milyon yazılımcı kampanyası başlatmıştı. Bu kampanyalara rağmen BMO’nun açıkladığı verilerle halen Türkiye’deki bilgisayar mühendisi ve yazılımcı sayısı 100 bin dolayında. Ülkedeki ağır siyasi ve ekonomik atmosfer nedeniyle bunların yurt dışına göçü hızlandı. Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun (BTK) istihdam garantili bu yazılımcı yetiştirme kampanyalarına kaç kişinin başvurduğu, kaç kişinin eğitimi tamamladığı, kaçının vaat edildiği gibi istihdam edildiği açıklanmıyor. BMO ve YASAD’ın açıklamalarına bakılırsa bilişimci-yazılımcı sıkıntısı had safhada. Bilişimci-yazılımcılar evlerinden, bürolarından online yurtdışına çalışma, döviz üzerinden yüksek maaş alma olanağına sahipken yurtdışına göçü tercih etmelerinin temelinde, parasal nedenlerden çok özgürlüklerin, özgür düşünme, yaşama ve tasarlama olanaklarının kısıtlanması yatıyor. 2002’de AK Parti iktidarında doğup şimdi 20’li yaşlarında olan teknolojiyle barışık genç ve özgür beyinler iktidarın baskıları, yasakları, sosyal medya sansürleri, hakaret davaları, düşünceyi suç sayan yaklaşımları, konser, festival yasakları, dozu artan kavgacı ortam ve söylemleriyle mutsuzluğa, ülkeden ayrılmaya sürükleniyor. İktidarın özgür beyinlere bir şey ifade etmeyen 2053-2071 vaatleri ve hızlanan bilişimci-yazılımcı göçü bunun somut göstergesi! ERDOĞAN TOPRAK, CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU | 04 ARALIK 2022 5 4. Yeni asgari ücret tespitinde, açlık ve yoksulluk sınırlarına ilişkin tutarların, iktidarın övündüğü büyümeden gelen refah payının ve asgari ücretin dört kişilik bir işçi ailesi için belirlenmesi ilkesinin göz önünde tutulması gereklidir. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ilk toplantısı 7 Aralık’ta yapılacak. İktidarın ekonomi politikalarıyla yüzde 85’i aşan enflasyon karşısında, 2023 başından itibaren uygulamaya girecek yeni asgari ücretin insanca yaşamı sağlayacak düzeyde olması elzemdir. Temmuz ayında 5.500 TL’ye çıkartılan asgari ücret tutarı, kasım ayı itibarıyla 7.786 TL olan açlık sınırı ve 25 bin 365 TL olarak hesaplanan yoksulluk sınırının çok altında. 2022 KASIM AÇLIK SINIRI YOKSULLUK SINIRI TÜRK-İŞ 7.786 TL 25.365 TL BİRLEŞİK KAMU-İŞ 8.657 TL 25.422 TL Yıllardan beri asgari ücretin 4 kişilik bir işçi ailesinin insanca yaşayacağı tutarda olması gerektiğini vurgulamamıza karşılık iktidar bu yönde adım atmadı ve asgari ücretin bekâr bir işçinin aylık harcama tutarı olarak belirlenmesinde ısrarını sürdürdü. Buna rağmen kasım ayı itibarıyla bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyeti tutarı 10 bin 171 TL olarak hesaplandı. Mevcut asgari ücret bunun bile yarısı düzeyinde! İşveren ve kamu ağırlıklı komisyonda, çalışan kesimin sadece Türk-İş tarafından ve tek oyla temsil yapısından ötürü, bugüne kadar çalışanların taleplerini karşılayan adil bir asgari ücret tespiti mümkün olmadı. TÜİK’in hesap oyunlarıyla düşük çıkartılan resmi enflasyonu esas alan iktidar, enflasyonun düşmeye başlayacağını öne sürerek asgari ücrete düşük zam yapma eğiliminde. Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı, 2023’te uygulanacak asgari ücret zammının gerçekleşen enflasyona göre değil, ‘hedeflenen enflasyona’ göre yapılması çağrısında bulundu. Aynı başkan daha önce de politika faizinin yüzde 9’la tek haneye indirilmesi ve faiz defterinin kapatılmasını istemişti. Bu talep karşılandı. Orta vadeli programda 2023 yılsonu enflasyon hedefi yüzde 24! Mevcut resmi enflasyon yüzde 85, OVP’de 2022 sonu enflasyon beklentisi yüzde 65! Türk-İş Başkanı kırmızı çizgilerinin 7.785 TL olduğunu, bunun altında bir rakam olursa masadan kalkacaklarını açıkladı. Ancak başkanın kırmızı çizgisi, başkanı olduğu Türk-İş’in 7.786 TL olarak hesapladığı kasım ayı açlık sınırının altında! SGK kayıtlarında 7 milyon kişi asgari ücretli görünüyor. Komisyondan adil, hakkaniyetli ve insanca yaşatacak bir asgari ücretin çıkması için öncelikle 4 kişilik bir işçi ailesinin esas alınması şarttır! Asgari ücret sadece yeme-içme-beslenme vb. değil, olağanüstü artan kiralar karşısında barınma, zamlanan elektrik-doğalgaz fiyatlarıyla ısınma-aydınlanma, ulaşım-iletişimhaberleşme-internet, sosyal ve kültürel gereksinimler için yapılacak giderleri de kapsayacak şekilde ve büyümeden refah payı ilavesiyle belirlenmelidir. İşverenlere istihdam yükünü azaltacak ve yeni asgari ücret nedeniyle işçi çıkartmalarını önleyecek destekler sağlanmalıdır. ERDOĞAN TOPRAK, CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU | 04 ARALIK 2022 6 5. 2022 yılı 3. Çeyrek büyüme rakamları, Türkiye’nin 10 yıl geriye gittiğini, ekonominin küçüldüğünü, milli gelirin 2012 yılının altında kaldığını gösterdi. Ücretlilerin milli gelirden aldığı pay düşmeye devam ederken, resesyon belirtileri arttı. İhracat, inşaat, tarım ve sanayi daralma sürecine girdi. Yatırımlar eksiye indi. Tek kazanan sermaye ve faiz lobisi! Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2022 yılı 3. Çeyrek büyüme rakamlarıyla ekonomik gerileme ve resesyona giriş gerçeğini örtme telaşına kapılan iktidar, yine yalanlara sarılırken, yeni ekonomi modeliyle ilgili ‘başarı’ tezleri tümüyle çöktü. Türkiye ekonomisi 10 yıl geriye giderken Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) büyümesi ve milli gelir, iktidarın söylemlerinin aksine 2012’nin altına indi. 2012 yılında 878 milyar dolar olan GSYH (milli gelir) toplamı, 2022’nin 3. Çeyreğinde yüzde 3,9 oranındaki büyümeyle 2012’nin 36 milyar dolar altında kalarak 846 milyar dolar oldu. Türkiye ekonomisinin 958 milyar dolarla bugüne kadarki en yüksek GSYH tutarına ulaştığı 2013’ün ise 116 milyar dolar gerisine düşüldü. Kişi başına milli gelir (KBMG) 2012’de 11 bin 675 dolar iken, yeni ekonomi modeliyle 2022 yılı 3. Çeyrekte 9875 dolar! Kaldı ki 2012’de 75 milyon 627 bin 384 kişi olan nüfus şu anda 85 milyon! Nüfus 10 yılda 10 milyon artarken, KBMG 2 bin dolar azalmış, toplum yoksullaşmış! Bu nüfusa 2012’den bu yana ülkemize akın eden resmi kayıtlara göre 3,6 milyon, gayri resmi rakamlarla 7-8 milyona ulaşan Suriyeli sığınmacılar, kaçak göçmenler dahil değil. Ülkemizde yaşayan, yasal-yasa dışı çalışan, tüketen, iktidarın ‘45 milyar dolar harcadık’ dediği sığınmacıları dahil ettiğimizde KBMG 8 bin dolar seviyelerine iniyor! Asıl acı olan işgücü ödemelerinin (ücretlilerin) GSYH’dan aldığı pay azalırken, sermayeninfaizin payı artıyor. Ücretlerin GSYH’daki payı 2020 başında yüzde 39,1 idi. 2020 sonunda yüzde 25,8’e indi. 2022 başında maaş ve asgari ücret zamlarıyla ilk çeyrekte yüzde 31,2 olan pay, 3. Çeyrekte yüzde 26,3’e gerilerken, sermayenin payı artmaya devam etti ve yüzde 54,8’e ulaştı. Yatırımlar ise eksi yüzde 2,3 geriledi. TÜİK’in rakamları faiz indiriminin kime yaradığını ve iktidarın ‘çalışanları enflasyona ezdirmedik’ yalanını açığa çıkarttı! Bu yıl 1. Çeyrek büyümesi yüzde 7,5, 2. Çeyrek yüzde 7,7 iken, 3. Çeyrekte sert bir düşüşle yüzde 3,9’a indi. Sanayinin elektrik tüketiminde, imalat sanayii üretimi ve kapasite kullanımında, ihracattaki yavaşlama ekonominin küçülmeye başladığını, durgunluğa girdiğini işaret ediyordu. Dördüncü çeyrekte bu daralmanın daha da hızlandığı, 2023’te de devam ettiği görülecek. Sanayide yüzde 0,3, tarımda yüzde 1,1 gibi düşük büyümeler yaşanırken, inşaat sektöründeki küçülme beş çeyrektir kesintisiz sürerek eksi yüzde 14,1 oldu. Bankafinans sektörü ise 3. Çeyrekte yüzde 21,6 ile en fazla büyüyen sektör. İktidarın yeni ekonomi modeli ve faiz indirimi politikaları bankaları ve faiz kesimini büyüttü. Yüksek enflasyonda tüketim harcamalarının öne çekilmesi, tüketimdeki büyümeyi yüzde 19,9’a taşıdı. Devletin tüketim harcamalarında yüzde 9,2 büyüme, seçim ekonomisine geçişin sinyali. Ortada yatırımı, ihracatı, sanayisi, tarımı, inşaatı küçülen, üretmeden tüketen bir ekonomi tablosu var. Ücretlilerin yoksullaştığı, milli gelirden aldığı payın azaldığı, ülke ekonomisinin 10 yıl geriye gittiği, sermaye ve faiz kazançlarının patlama yaptığı bu tablo ‘Yeni ekonomi modelinin başarısı’ değil, hezimetidir! ERDOĞAN TOPRAK, CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU | 04 ARALIK 2022 7 6. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun açıkladığı ‘Ekim 2022 Bankacılık Sektörü Göstergeleri’ bankacılık sektörünün net kârının ekim ayında yüzde 443 arttığını gösterdi. Bankaların toplam kârları geçen yılın aynı dönemine göre beş kat artışla 336 milyar TL’ye yükseldi. Beşe katlanan kârlarına en büyük katkı faiz gelirlerinden geldi! Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) geçen hafta açıkladığı Ekim 2022 Bankacılık Sektörü Göstergeleri, iktidarın faiz indirimi ve övündüğü ‘tek haneli politika faizi’ politikasının aldatmacadan ve içi boş bir söylemden ibaret olduğunu, banka kârlarının faiz kazançlarıyla geçen yıla göre beş kat arttığını ortaya koydu. BDDK’nın verilerine bakıldığında bankacılık sektörünün ekim ayındaki net kârının yüzde 443 arttığı görülüyor. Geçen yılın aynı ayına kıyasla bankaların toplam kârı, 335 milyar 900 milyon liraya çıktı. Banka kârlarının beşe katlanmasına en büyük katkı, kullandırılan kredilerden elde edilen faiz gelirlerinden geldi. Politika faizinin yüzde 9’a indirilmesinden en kazançlı çıkan sektör bankalar olurken, Merkez Bankası’nın yüzde 9 faizle fonladığı bankalar, bu kaynağı yüzde 30-35 arasında değişen faizlerle kredi olarak kullandırarak, MB’ye ödedikleri faizin yaklaşık 3 katı düzeyinde faiz kazancı elde ediyor. Aynı şekilde önceki hafta iki günde 21 milyar TL borçlanan hazinenin en büyük müşterileri de yine bankalar. Banka müşterisine kredi verip risk üstlenmek yerine, Merkez Bankası’ndan yüzde 9’la aldıkları kaynağı yüzde 12-14 arası faizle hazineye borç veren bankalar bu tercihleriyle hem alacaklarını sağlama bağlıyor hem de Merkez Bankası ve BDDK’nın yaptırım tehditlerinden uzaklaşmış oluyorlar. Döviz varlıklarını azaltmaları, müşterilerini dövizden TL’ye geçmeye ikna etmeleri yönünde bankaları baskılayan Merkez Bankası ve BDDK’nın kararları, sürdürülen ‘liralaşma’ politikasıyla ekim ayında bankacılık sektörünün en büyük aktif kalemi olan krediler yüzde 43,5 artarak 7 trilyon 35 milyar 46 milyon liraya, menkul değer varlıklarının toplamı ise yüzde 50,2 yükselişle 2 trilyon 218 milyar 130 milyon liraya çıktı. Bankaların menkul değer varlıklarının yüzde 50’nin üzerinde artmasında özellikle hazine kâğıdı almaya zorlanmaları ve aksi halde karşı karşıya kalacakları daha yüksek komisyon ödeme yaptırımı etkili olmuş görünüyor. Büyük bir banka yöneticisi, ‘Zorlamayla bir yere varılmaz’ diyerek Merkez Bankası ve BDDK’ya müşteri tercihlerine ve serbest para ve kambiyo rejimi ilkelerine saygılı olma çağrısı yaptı. Ekimde bankalardaki mevduat 2021 sonuna göre yüzde 57,4 artarak 8 trilyon 347 milyar 575 milyon liraya yükselirken, geri ödenmeyen kredilerin yasal takibe dönüşüm oranı yüzde 2,23 seviyesinde gerçekleşti. Banka kârlarındaki rekor artışlara karşılık güçlükle ulaşılan kredilerin geri ödenmesinde sıkıntıların büyüdüğü anlaşılıyor. İktidarın yanlış ve temelsiz para ve faiz politikaları yüzünden yeni yatırım ve üretim amaçlı kredi talepleri geriliyor! ERDOĞAN TOPRAK, CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU | 04 ARALIK 2022 8 7. Kasım ayında ihracat artışı yüzde 1,9’a inerken, ithalattaki artış bunun 7 katı düzeyinde ve yüzde 14 oldu. Kasım’da 8,8 milyar dolar olan aylık dış ticaret açığıyla birlikte 11 aylık açık toplamı 99,8 milyar dolara yükseldi. İktidar döviz ihtiyacını Katar’dan, Suudi Arabistan’dan borç alarak karşılamaya çalışırken, ülkenin güvenli döviz geliri kaynağı ihracat, yanlış kur ve faiz politikalarına kurban ediliyor! Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Ticaret Bakanlığı’nın açıkladığı kasım ayı dış ticaret rakamlarına göre ihracat yüzde 1,9 artışla 21,9 milyar dolar olurken ithalat ihracatın 7 misli düzeyinde ve yüzde 14 artarak 30,7 milyar dolar tutarında gerçekleşti. Ocak-Kasım döneminde 11 aylık ihracat yüzde 13,9 artışla 231 milyar dolara yükselirken, aynı dönemde ithalat yüzde 36,6 oranında artışla 332 milyar dolara yükseldi. Böylelikle kasımda dış ticaret açığı yüzde 61 artışla 8,8 milyar dolar oldu. Ocak-kasım döneminde ise dış ticaret açığı 99,8 milyar dolara ulaştı. Aralık verileri sonrasında dış ticaret açığının Orta Vadeli Program’da öngörülen 105 milyar doları aşması kesinleşti. TİM’in kasım ihracat rakamlarını duyurmasından bir gün önce TÜİK ve Ticaret Bakanlığı ekim ayı kesinleşmiş dış ticaret verilerini duyurdu. Buna göre ekimde ihracat yüzde 3, ithalat ise yüzde 31,4 arttı. İthalatın, ihracatın 10 katından fazla artmasıyla dış ticaret açığındaki artış ekim ayında yüzde 422 düzeyine ulaşarak 7 milyar 874 milyon dolar tutarında gerçekleşti. Ekim rakamlarındaki bu kötü gidişin kasım rakamlarında daha da ağırlaşarak sürdüğü görülüyor. Ekim’de geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3 olan ihracat artışı, kasımda yüzde 1,9’a indi. İhracat artış hızı geriliyor ve adeta duraklamaya doğru ilerliyor. Kasımda ithalatın, ihracatın 7 misli artması, ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 69’a inmesi tehlikenin büyüdüğünü gösteriyor. TİM Başkanı kurların yapay şekilde baskılanması yüzünden ihracatçıların rekabet gücünün giderek yitirildiğini dile getirerek, iktidara kurların da en az enflasyon kadar artması çağrısı yaptı. İktidar faiz indirimi ve liralaşma stratejisiyle, kamu bankaları aracılığıyla kıt döviz kaynaklarını satarak kur artışlarını dizginlemeye çalıştıkça bunun faturası dış ticaret açığı, ihracatta düşüş, ithalatta artış, dış ticaret hadlerinin tarihi seviyelere düşmesiyle Türkiye ekonomisine ve tüm topluma çıkıyor. Bu yanlışta ısrar edildikçe bir birim ithalat yapabilmek için beş birim mal ihraç etmek zorunda kalınıyor. İhracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 90’lardan yüzde 60’lara kadar gerilemesi, dış ticaret açığının olağanüstü düzeyde artması bunun sonucu. TÜİK’in resmi büyüme rakamlarında apaçık görüldüğü gibi faizi indirerek yatırımları ve istihdamı artırma, ihracatı artırıp dövizi bollaştırma, kurları aşağı çekme ve cari fazla verme hikayesinin hiçbir gerçekliği ve tutarlılığı yok! Yatırımlar ekside, ihracat artışı yavaşladı, dış ticaret açığı ve cari açık tarihi seviyelere yükseliyor. Ülke ekonomisi hızla uçuruma sürükleniyor. Tüm bunlara rağmen Ticaret Bakanı; ithalatın ihracatı 10’a katladığını, dış ticaret açığının patlama yaptığını, ihracatın ithalatı karşılama oranının hızla inişe geçtiğini görmezlikten gelerek, ‘tüm zamanların en yüksek kasım ayı ihracatı’ söylemine sarılıyor! ERDOĞAN TOPRAK, CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU | 04 ARALIK 2022 9 8. Üreticinin sorunlarını çözmek yerine market raflarında etiket mücadelesiyle göz boyama arayışına giren iktidar, enflasyon timlerini devreye sokarak ‘fahiş fiyat mücadelesi’ gösterisi başlattı. Market baskınları, gıdaya erişim ve gıda fiyatlarının düşmesinde bir işe yaramayacak! İktidar aralık ayından itibaren baz etkisiyle enflasyonun rakamsal olarak kâğıt üzerinde inecek olmasının, hayat pahalılığı ve fiyatlara yansımayacağını bildiği için bahane üretmek amacıyla yeniden defalarca denenmiş yöntemlere başvurarak marketlerde, bakkal, kasap, manavlarda ‘fahiş fiyat’ denetimleri başlattı. 2019’da yerel seçim öncesi soğan-patates depolarını basan, üreticiye gıda teröristi muamelesi yapan iktidar, kendi yönetimindeki belediyelerde de tanzim satış çadırları kurmuştu. Tarladan, bahçeden ürün gelmeyince tüm bu adımların gösterişten ibaret olduğu kısa sürede açığa çıktı. Ardından Cumhurbaşkanı kararıyla Hazine ve Maliye Bakanı Başkanlığında Fiyat istikrar Komitesi (FİK) kurarak, fiyatları kontrole alma gösterisi yaptılar. Anayasa Mahkemesi, kanunla yapılması gereken düzenlemelerin Cumhurbaşkanı kararıyla yapılamayacağını içeren kararıyla bunu iptal etti. Kasım ayında Vergi Usul Kanunu (VUK) değişikliklerini kapsayan torba yasaya FİK kuruluşunu da koyarak TBMM’den geçirdiler. Hep vurguladığım gibi, sorunun temeli üretimden, tarladan, bahçeden başlıyor. Üretici desteklenmezse, ürün girdi maliyetleri, elektrikten mazota, gübreden tohuma, yemden işçilik ve taşımacılık ücretlerine varana kadar bir destek-sübvansiyon-taban fiyat-alım garantisi vb. programlar olmazsa ne komite kurarak ne enflasyon timlerini salarak ne de raflarda etiket denetimi yapıp ceza keserek fiyatların düşürülmesi mümkün değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan marketlere denetim başlattıklarını açıklarken ittifak ortağı market zincirlerinin terör örgütleriyle bağlantılı olduklarını, gıda fiyatlarına zam yapıp, halkı tahrik ederek ülkenin huzurunu bozmak istediklerini iddia ediyor. Market zincirleri ise üretim ve girdi maliyetleri düşürülmedikçe fiyatların inmesinin olanaksız olduğunu, azami kâr hadlerinin yüzde 4 olduğunu, bunu sıfırlasalar bile ucuzluk olamayacağını savunuyor. Elektriğe, doğalgaza, mazota, sulama ücretine yüzde 100-150 zam yapan, sebzemeyveyi, gıda ürünlerini taşıyan kamyon ve TIR’ların kur arttıkça ücreti zamlanan döviz garantili köprü, otoyollardan geçişini mecbur kılan, tarım arazilerini, meraları, zeytinlikleri, sahillerdeki muz ve narenciye bahçelerini yapılaşmaya, madenciliğe açan iktidarın kendisi değil mi? Şimdi Ticaret Bakanlığı, kameralar eşliğinde baskınlarla suçlu arıyor. Etiket denetiminde ürün başına 615 TL, piyasa bozucu eylem gerekçesiyle 2 milyon TL ceza kesiliyor. FİK, Enflasyon Timleri, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu vb. bürokrasiyle masa başında sözde mücadele ediyorlar. Üretim planlaması, gerçekçi taban fiyat, ürün alım garantisi ve bütçeden üreticiye hak ettiği destek ödeneği ayrılmadıkça, tarımda destekleme tarla-bahçeden başlatılmadıkça ucuz gıdaya erişim sorunu çözülemeyecektir. Enflasyon rakamı kâğıt üzerinde düşse de fiyatlar düşmeyecektir! ERDOĞAN TOPRAK, CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU | 04 ARALIK 2022 10 9. Suriye’nin kuzeyine yönelik kara harekâtı için; Rusya, ABD, Almanya, Şam ve hatta Mısır ile, ciddi bir pazarlık sürecine girildiği anlaşılıyor. ABD ve Rusya, daha önce Türkiye’nin teröre karşı kendini savunma hakkı olduğunu söylerken şimdi harekâtın ciddi riskler doğuracağını belirterek karşı çıkıyor! İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım’da gerçekleşen bombalı terör saldırısından sonra yeniden gündeme gelen Suriye’nin kuzeyine dönük kara harekâtı konusunda Cumhurbaşkanı (CB) Erdoğan’ın ‘kimseden izin almayız’ ifadesine rağmen harekata onay için çok taraflı ve ciddi pazarlıkların sürdüğü anlaşılıyor. Tel Rifat, Menbiç ve Ayn el Arab’ı (Kobani) kapsayacağı ifade edilen harekatın ‘bugün, yarın veya haftaya’ olabileceğini söyleyen CB Sözcüsü İbrahim Kalın’ın ifadelerine karşılık Pentagon ve Kremlin sözcülerinden gelen açıklamalar, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ile MSB Hulusi Akar arasındaki görüşme sonrası ifade edilenler harekatın destek görmediğini işaret ediyor. CB Erdoğan’ın Sisi ile el sıkışmasına rağmen Mısır ve Suudi Arabistan da olası harekâta karşı çıkan açıklamalar yaptılar. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Bükreş’teki NATO toplantısında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na ‘Irak ve Suriye’ye kara operasyonundan vazgeçilmesi çağrısını ilettiğini’ duyurdu. Pazarlıklarda iktidarın Tel Rifat, Kobani ve Menbiç’teki YPG ağırlıklı SDG güçlerinin çekilmesi, buralara Suriye ordusunun yerleşmesi talebinin gündeme geldiği, Suriye’deki Rus Güçleri Komutanı Aleksandr Çayko’nun bunu SDG yönetimine ilettiği belirtiliyor. Rusya, bir yandan SDG ile Şam yönetimini bu şekilde uzlaştırmaya çalışırken diğer yandan da SDG’nin çekildiği yerlere Suriye ordusunun yerleşmesinin de Türkiye’yi harekattan vazgeçireceği görüşünde. Diğer yandan olası kara harekâtına hava desteği için hava sahasının açılması konusunda Rusya ve ABD’nin karşı çıkarak olumsuz tavır takındığı anlaşılıyor. Olası harekâtın hedefleri arasında sayılan Tel Rıfat’a Rusya’nın takviye asker birlikleri sevk etmesi ve Menag Havaalanı’nı savaş uçakları ve helikopterlerle takviye etmesi, Türkiye’nin harekatına karşı mesaj olarak görülebilir. Şam yönetimiyle normalleşme adımlarına hazırlanan iktidar, Esad ile görüşebileceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına karşılık, Esad’ın bu görüşme teklifini reddettiği uluslararası ajanslarda ve Arap medyasında yer aldı. İktidar, ret haberlerini yalanlamadı. Şam yönetiminin BM temsilcileri ve Suriye Parlamentosu Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Butrus el Marjan, Türkiye ile diyalog ve resmi görüşmelerin olabilmesi için; Kuzey Suriye’de olası kara harekatından vazgeçilmesi, TSK’nın Suriye topraklarından çekilmesi, Şam yönetiminin ‘terörist’ olarak nitelediği ÖSO, SMO vb. rejim karşıtı silahlı güçlere desteğin sonlandırılması, İdlib’teki TSK gözetim noktalarının boşaltılması taleplerinin karşılanması, gerektiğini öne sürüyor. İktidar, harekât söylemlerini gündemde tutsa da ABD ve Rusya’nın kara harekâtına karşı olduklarını daha güçlü şekilde ifade etmeye yönelmesi, Kuzey Suriye’ye operasyonun bir süre daha bekleyeceğini ve pazarlıkların süreceğini gösteriyor. ERDOĞAN TOPRAK, CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ HAFTALIK DEĞERLENDİRME RAPORU | 04 ARALIK 2022 11 10. Türkiye’de doğalgaz tedarik üssü kurma önerisini gündeme getiren Rusya, yeni bir hamleyle Kazakistan ve Özbekistan ile ‘gaz birliği’ kurmaya yöneldi. Üç ülkenin doğalgaz rezervlerinin Çin ve diğer alıcılara sevkiyatını içeren plan, küresel enerji pazarında yeni bir güç merkezini hedefliyor. Rusya Devlet Başkanı Putin’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile geçen ay yaptığı görüşmede, Avrupa’ya yönelik olarak Türkiye’de bir doğalgaz tedarik üssü kurma önerisi yankı yaratırken, Rusya yeni bir hamleye girişerek, Kazakistan ve Özbekistan ile ‘Gaz Birliği’ kurma planını başlattı. Ukrayna savaşı nedeniyle ABD-AB yaptırımları sonrası Avrupa’ya petrol ve doğalgaz tedarikini önemli ölçüde durduran Rusya, alternatif satış ve tedarik kanallarına yoğunlaştı. Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak’ın duyurduğu üç ülke arasında gaz birliği oluşumunun hayata geçirilmesi planı, başta Çin ve Hindistan olmak üzere Rusya’nın önemli enerji tedarik pazarlarına kesintisiz sevkiyatı amaçlıyor. Kurulacak gaz birliği Rusya-Kazakistan-Özbekistan arasındaki doğalgaz transferinin artırılması yanında, bu ülkelerden Çin ve diğer ülkelere yönelik doğalgaz sevkiyatının artırılmasını öngörüyor. Ayrıca Kazakistan’ın kuzey bölgelerine Kazak doğalgazı sevkiyatı için Kazakistan hükümeti tarafından planlanan milyarlarca dolarlık doğalgaz boru hattı inşaatları yerine, Sibirya’da üretimi artırılan Rus doğalgazının kuzey Kazakistan’a sevk edilerek kullanıma sunulması da gaz birliği planının amaçları arasında. Kremlin Sarayı sözcüsü Dimitri Peskov, Putin’in Kazakistan Devlet Başkanı Cömert Tokayev ile görüşerek planı ele aldıklarını açıkladı. Dünyanın en büyük doğalgaz ihracatçılarından Rusya için en önemli pazarlardan birisi olan Avrupa’ya yönelik sevkiyat, AB’nin Rus doğalgazına bağımlılığı aşamalı olarak sonlandırma kararıyla azaldı. AB ülkelerinde ciddi enerji krizi yaşanıyor. Gaz Birliği kurulması planlanan Özbekistan ve Kazakistan kendi tüketimleri kadar doğalgaz üretebiliyor. Üç ülke arasındaki boru hatlarıyla Rus doğalgazı ihtiyaç halinde bu ülkelere sevk edilirken Rus gazını Çin’e taşıyan boru hattı da KazakistanÖzbekistan üzerinden geçiyor. Ukrayna savaşı nedeniyle uygulanan yaptırımlar ve Kuzey Akım gaz boru hattındaki kesintilerin ekonomik yansımalarını azaltmak isteyen Rusya, Çin, Hindistan ve diğer Güneydoğu Asya ülkelerine enerji ihracatını artırma arayışlarına hız verdi. Mısır ile normalleşme, Türkiye için Doğu Akdeniz’de enerji rezervlerinin ve Münhasır Ekonomik Bölgelerin (MEB) paylaşımında yeni olasılıkların gündeme gelmesi yakın dönemde güç görünüyor. Türkiye ile gerilim sürecinde, İsrail, Güney Kıbrıs, Yunanistan ile yakınlaşan Mısır’ın Türkiye’ye mesafeli duruşunu sürdüreceği anlaşılıyor. Mısır ile Yunanistan, Türkiye’nin daha önce tepki gösterdiği ‘Doğu Akdeniz’de Arama ve Kurtarma Sahalarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Muhtırası’ imzaladı. Bu mutabakat, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan arasında enerji, siyasi, ekonomik ve askeri iş birliğinin güçlü bir şekilde devam edeceğini gösteriyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.